Cuma, Kasım 28, 2014

SAFA'DA SEYİR

Safa'dan sonra Merve'den önce
dışarıdan bir yerden geçiyordu
bir anne bir baba ve bir çocuk
öylesine kaldılar dakikalarca
gördükleri görmediğimiz bir şeylerdi
belli ki...

Etiketler: , , , , , , , ,

Pazartesi, Ekim 27, 2014

Aynı Gökyüzü

doğduğumda nasıldı bu gökyüzü
şimdi de öyle mi
doğan çocuklarım
ve onların gökyüzü
birlikte gittiğimiz bir gece üstü

Etiketler: , , , ,

Çarşamba, Mayıs 16, 2012

dönmek

"anayurt"tan "vatan"a dönmek duygusu, bizi allak bullak etti; kalbimiz orada kaldı ama "canımız" burda. 


tekrar çağrılma ihtimali de çok hoş oldu. belki daha da yakınında çalışırız "sevgilinin", 'ilerde'. 


yorgun ama iyiyim. tekrar "merhaba" yıllar sonra... fotoğraflar ve yeni yazılarla. 



Etiketler: , ,

Pazartesi, Kasım 03, 2008

YÜK



Bize verilmiş en büyük nimetlerden biri de “yüktür”.


Bir malzemeyi tanımak için, ona artan oranda bir kuvvet uygulayarak, “yük” yükleriz..

Böylece malzemenin mukavemetini, dayanımını ölçmüş ve hangi durumlarda, nasıl davranacağını da "görmüş" ve "bilmiş" oluruz....


Bu sayede; malzemenin, ne kadar büyüklükteki bir yüke;

ne kadar zaman dayanacağı anlaşılır...


Bu yük altındayken malzemenin,

ne zaman eğileceği,

ne zaman akacağı,

ne zaman kopacağı da gözlemlenir ve bilgi olarak kaydedilir.


Böylece, malzemeyi, gerçekte "nerede" ve "nasıl" , "en verimli" kullanacağımızı seçeriz.


Kollar ne kadar ağırlık kaldırırsa, ne kadar 'yanarsa' kaslar; o kadar güçlenir o kol; "acıya dayanabildiği kadar güçlenir".


Hayatta başımıza gelen felaketler, karşılaştığımız zorluklar bizim kendimizi tanımamıza, gelişmemize ve doğru tavır almamıza yol açar aslında, bize büyük acılar yaşatsa da…


Her güçlük, her kötü olay; tecrübe ve dayanım gücü olarak döner hayatımıza. Değiştirir bizi.


Zorluklar karşısında teslim bayrağı çekmeden,

kaderine isyan etmeden önce,

“yük”ün kazandırdıklarını düşünmeli insan.


...

Etiketler:

Perşembe, Ekim 23, 2008

Bir İnşaat Mühendisi Şantiyede Neler Öğrenir?



şantiyede bir insan, bir inşaat mühendisi "hayatı" öğrenir.


hayatta kalmanın, ayakta kalmanın, muktedir olmanın ne kadar zor olduğunu öğrenir...


yeni mezun şantiye mühendislerinin, şantiyenin entrikalarına ve zorluklarına sabırla göğüs germesini, daha sabırlı, daha başarılı olmasını sağlayan ve genellikle daha tecrübeli, baba şantiyecilerin verdiği muhteşem taktikler vardır.

şantiyede bir mühendis önce taktikleri öğrenir.



tabii bu taktiklerin çoğu, iş hayatındaki genel / pratik taktikleri de içerir.


şantiye mühendisini hemen ezmeye, onu madara etmeye, ağlatmaya, pes ettirip kaçırtmaya (nedense?) çalışan, çeşitli “iş arkadaşları” vardır şantiyede. (bazısı amirdir, bazısı işçi..)

ama onlara karşı bazı taktikler de geliştirilmiştir tarihte.
tabii bu taktikler; farklı insanlara, yere, zamana, zemine göre değişir…

bendeniz, üniversitede, tatlı-entel tiyatro yaparken birgün,
bi baktım ki mezun olmuşum. şaka maka, inşaat mühendisi olmuşum, kocamaaan bir uluslararası şantiyeye de şef olmuştum.

profesyonel ilk işim ve direkt şantiye şefiyim ve ne yapacağımı bilmiyorum.
ben çok duygusal merhametli ve iyi niyetliydim ama (sanki) şantiyede herkes "anasının gözü"..

herkes, bir mühendisi, mimarı, genç bir şantiye şefini taciz etmekten, onun açığını bulmaktan
korrrkunç bir zevk alıyor.... offf ki ne off!!

şantiyede işçiler, aralarında, benim üzerime iddiaya bile tutuşmuşlar; şantiye şefinin eline kazmayı verip, çukur kazdıracak kişi ilk kim olacak diye!!
(bu hikayeye daha sonra döneceğiz..)


aşağıdaki nasihatler ve öğretiler;
bana ilk şantiyeme başladığımda bir büyüğümün verdiği müthiş taktiklerdi:


önce şöyle dedi:

"kalbi serin, ruhu emin, nefsi her daim tetikte tutmak gerek..."


sonra sıraladı;


1. insanlara sırlarını, özelini verme. gizemli ol. (sırlı, gizemli, biraz kapalı gözükmek işe yarıyor bazen, kötü niyetli adamların hakkından gelmek için..)



2. aldanmış görün ama aldanma.. (hz. ali'nin sözü.)



3. soru sorulmadan konuşma.. bütün silahlarını/kozlarını gösterme.


4. bi şeyi bilmiyorsan, bilmediğini söyleme/farkettirme.. o anda konuyu geçiştir, dersine iyi çalış, öğren. ertesi gün; yıllardır biliyormuş gibi işi onlara öğret ve fırçanı da at.


5. sadece dinleyen ve gözlemleyen adam ol... bak bakalım o ortamın konsepti, entrikaları, mekanizması nasıldır? kim kimdir, nedir? hemen atlama ortama ve herşeye!! sazan olma!



6. emir gerekiyorsa, emret! rica gerekiyorsa, rica et! emrederken sesin kararlı ve güçlü çıksın!
olayı kaptıktan sonra güçlü ve şef olan sensin artık.

"amaaa....." dedi ve ekledi;


- adaletli, merhametli ve lütufkar ol ve insanları ve işini sevdiğini göster,
onlara saygı duy ki onlar da sana saygı duysun
ve hakkında çokşey bilemedikleri için de; "deli bu adam yahu, sağı solu belli olmaz, iyisi mi, bulaşmayalım, biz işimize bakalım" desinler...


ben bunları şantiyede aynen uyguladım.. sonuç? mükemmel! 10 numero!

eee.. tabi bunların çoğu tiyatro!


hayat da bir büyük oyun değil mi zaten?


..

Etiketler:

Cumartesi, Eylül 20, 2008

Sevdiğini Söyle


Aslında ne kadar zordur "sevdiğini" söylemek;
bunun "acizlik" oldugunu kulağına fısıldayan hain tereddüde kulak asmadan söylemek lazım sevdiğini, hemen!

O alçak engellemeyi aşarak, kalpten gelerek sık sık söylemek …



..

Etiketler: