Safa'dan sonra Merve'den önce
dışarıdan bir yerden geçiyordu
bir anne bir baba ve bir çocuk
öylesine kaldılar dakikalarca
gördükleri görmediğimiz bir şeylerdi
belli ki...
Bize verilmiş en büyük nimetlerden biri de “yüktür”.
Bir malzemeyi tanımak için, ona artan oranda bir kuvvet uygulayarak, “yük” yükleriz..
Böylece malzemenin mukavemetini, dayanımını ölçmüş ve hangi durumlarda, nasıl davranacağını da "görmüş" ve "bilmiş" oluruz....
Bu sayede; malzemenin, ne kadar büyüklükteki bir yüke;
ne kadar zaman dayanacağı anlaşılır...
Bu yük altındayken malzemenin,
ne zaman eğileceği,
ne zaman akacağı,
ne zaman kopacağı da gözlemlenir ve bilgi olarak kaydedilir.
Böylece, malzemeyi, gerçekte "nerede" ve "nasıl" , "en verimli" kullanacağımızı seçeriz.
Kollar ne kadar ağırlık kaldırırsa, ne kadar 'yanarsa' kaslar; o kadar güçlenir o kol; "acıya dayanabildiği kadar güçlenir".
Hayatta başımıza gelen felaketler, karşılaştığımız zorluklar bizim kendimizi tanımamıza, gelişmemize ve doğru tavır almamıza yol açar aslında, bize büyük acılar yaşatsa da…
Her güçlük, her kötü olay; tecrübe ve dayanım gücü olarak döner hayatımıza. Değiştirir bizi.
şantiyede bir insan, bir inşaat mühendisi "hayatı" öğrenir.
hayatta kalmanın, ayakta kalmanın, muktedir olmanın ne kadar zor olduğunu öğrenir...
yeni mezun şantiye mühendislerinin, şantiyenin entrikalarına ve zorluklarına sabırla göğüs germesini, daha sabırlı, daha başarılı olmasını sağlayan ve genellikle daha tecrübeli, baba şantiyecilerin verdiği muhteşem taktikler vardır.
şantiyede bir mühendis önce taktikleri öğrenir.
tabii bu taktiklerin çoğu, iş hayatındaki genel / pratik taktikleri de içerir.
şantiye mühendisinihemen ezmeye, onu madara etmeye, ağlatmaya, pes ettirip kaçırtmaya (nedense?) çalışan, çeşitli “iş arkadaşları” vardır şantiyede. (bazısı amirdir, bazısı işçi..)
ama onlara karşı bazı taktikler de geliştirilmiştir tarihte.tabii bu taktikler; farklı insanlara, yere, zamana, zemine göre değişir…
bendeniz, üniversitede, tatlı-entel tiyatro yaparken birgün, bi baktım ki mezun olmuşum. şaka maka, inşaat mühendisi olmuşum, kocamaaan bir uluslararası şantiyeye de şef olmuştum.
profesyonel ilk işim ve direkt şantiye şefiyim ve ne yapacağımı bilmiyorum.ben çok duygusal merhametli ve iyi niyetliydimama (sanki) şantiyede herkes "anasının gözü"..
herkes, bir mühendisi, mimarı, genç bir şantiye şefini taciz etmekten, onun açığını bulmaktan korrrkunç bir zevk alıyor.... offf ki ne off!!
şantiyede işçiler, aralarında, benim üzerime iddiaya bile tutuşmuşlar; şantiye şefinin eline kazmayı verip, çukur kazdıracak kişi ilk kim olacak diye!! (bu hikayeye daha sonra döneceğiz..)
aşağıdaki nasihatler ve öğretiler; bana ilk şantiyeme başladığımda bir büyüğümün verdiği müthiş taktiklerdi:
önce şöyle dedi:
"kalbi serin, ruhu emin, nefsi her daim tetikte tutmak gerek..."
sonra sıraladı;
1. insanlara sırlarını, özelini verme. gizemli ol. (sırlı, gizemli, biraz kapalı gözükmek işe yarıyor bazen, kötü niyetli adamların hakkından gelmek için..)
2. aldanmış görün ama aldanma.. (hz. ali'nin sözü.)
3. soru sorulmadan konuşma.. bütün silahlarını/kozlarını gösterme. 4. bi şeyi bilmiyorsan, bilmediğini söyleme/farkettirme.. o anda konuyu geçiştir, dersine iyi çalış, öğren. ertesi gün; yıllardır biliyormuş gibi işi onlara öğret ve fırçanı da at.
5. sadece dinleyen ve gözlemleyen adam ol... bak bakalım o ortamın konsepti, entrikaları, mekanizması nasıldır? kim kimdir, nedir? hemen atlama ortama ve herşeye!! sazan olma!
6. emir gerekiyorsa, emret! rica gerekiyorsa, rica et! emrederken sesin kararlı ve güçlü çıksın!olayı kaptıktan sonra güçlü ve şef olan sensin artık.
"amaaa....." dedi ve ekledi;
- adaletli, merhametli ve lütufkar ol ve insanları ve işini sevdiğinigöster, onlara saygı duy ki onlar da sana saygı duysunve hakkında çokşey bilemedikleri için de; "deli bu adam yahu, sağı solu belli olmaz,iyisi mi, bulaşmayalım, biz işimize bakalım" desinler...
ben bunları şantiyede aynen uyguladım..sonuç? mükemmel! 10 numero!
Aslında ne kadar zordur "sevdiğini" söylemek; bunun "acizlik" oldugunu kulağına fısıldayan hain tereddüde kulak asmadan söylemek lazım sevdiğini, hemen!
O alçak engellemeyi aşarak, kalpten gelerek sık sık söylemek …
Seyürlü insanların yaşadığı güzel Ünye’de doğdu.Ünyesini hiç bırakmadı.YÜ İnşaat Mühendisliği ile Tiyatro ve Masal Anlatıcılığı eğitmeni Judith Liberman'ın Anlatma Okulu mezunu.YÜO'da Sumru Yavrucuk’tan tiyatro eğitimi aldı, oyunlarda oynadı.Oyunculuk eğitmenliği ve yönetmenlik yaptı.Yurt içi-dışı önemli mühendislik projelerine imza attı.Osman Sınav’ın Sinegraf şirketinde;89-92 yılları arasında Köprüdekiler dizisinde senarist,Yarına Gülümsemek dizisinde oyuncu,prodüksiyon elemanı,2002-2009 yılları arasında senarist, teknik işler koordinatörü olarak çalıştı.Ekmek Teknesi senaryo grubunda görev aldı. Pars:Narkoterör, Kapıları Açmak,Acı Hayat dizilerine teknik destek verdi. Esra Film Sinopsis Yarışmasında Düdüklü Şeker eseriyle ödül aldı.Fotoğraf, şiir ve hikâyeleri,Lamure, www.bachibouzouck.com,bûtimar dergilerinde yayınlandı.Masal anlatma geceleri düzenledi.CineGenna Pictures 2024 Yapımı Aşkın Dünkü Çocukları filminin hikaye yazarı ve oyuncularından. Halen, Raylı sistem yapım projelerinde önemli görevler üstlenmekte,edebiyat, masal anlatıcılığı,senaryo ve film yapım çalışmalarına devam etmektedir.